cinay’et

Yazan: Zeynep Sina Ersan // Tarih:


Mutsuzlukla mezelenmiş buz dolu bir kovaya sokup sokup çıkarıyolar kafasını!
Kova mı mezelenmiş buz mu? Bilinmez.
“Konuşacak mısın artık? Neden öldürdün onu?”
Sessizlik…
***

Uçsuz bucaksız ve deliksiz bir atmosferde nefes almakta ve koşunca tıkanmakta sigara yüzünden ciğerleri. Soluk soluğa bir yaşam, yaşam arayışı, ölüm sevdası… Aslına bakarsanız ne iyiydi onun öyküsü ne de iyi kaleme alınabilirdi. Boşlukta döne döne ilerleyen pejmürde bir hırka gibi dolanırdı yalnızca. Kayıp bir ruh, nöronları aşırı fazla bir beyin, kalbi tek bir insanla dolmuş ve boşaltılmış hemen ardından: kısa mesafe!
Tek yaptığı okumaktı, günlerce kafasını kaldırmadan okumak… Evden çok nadir çıkar, yalnızca bir karton sigara alıp dönerdi. İçtiği kahveler bomboş midesini yakana dek tek bir lokma inmezdi boğazından, yemek borusundan. Sevdiği yerlerin altını, canını yakanların ise üstünü karalardı tekrar düşmemek için aynı derde. Arka planda smooth jazz, plaktan.

“Sadece okuyordum. Kaçırdığım dünya, insanlar ve zaman hakkında okuyordum. Yapabileceğim bir şey yoktu. Belki bir de kendimi öldürebilirdim ama ona da zamanım kalmıyordu çünkü tam kendimi asacakken uyuyakalıyordum.”
Hakan Günday

Bir fikir tohumu düştü aklına, büyüdü ağaç oldu başında “dar” olan. Küveti suyla doldurup tutkalla karıştırdı saflığı ile meşhur sıvıya. Bir bir taşıdı kitaplarını; Oğuz Atay, Dostoyevski, Sabahattin Ali, Mine Söğüt, Poe, küçük İskender… Vedalaştı hepsiyle uzun uzun konuştu, sözgelimi Tutunamayanlarla üç gün konuştu ve “bat dünya bat” yazdı koluna jiletle; Suç ve Ceza daha kısa sürdü, affetmedi Raskolnikov’u tüm dünyanın aksine, bat raskolnikov bat” yazdı kitaba dolma kalemle. Mürekkep ve kan çeşitli lekeler bıraktı halıya. “Gün gelir” diye düşündü “gün gelir mürekkep ve kan falı fikri çıkar bir çingeneden, benim halımı kılavuz yaparlar. Evet beyler ve hanımlar! At kahvede murat olabilir ama burada at ölümdür. Diğer bütün semboller gibi ölüm. Çünkü gelecekte kesin yaşanacak tek şey canlının ölümüdür ve de cansızın ve de bu evrende var olan her atomun sonu hiçliğe kavuşmaktır! Falınızda hiçbir sembol yoksa ve ölmezseniz eğer dünya yok olduğunda bile, para iadesi sağlanacaktır.”

Güldü. Son kez dolu dolu bir kahkaha attı, yankılardı boş banyoda ve geri döndü kendine kahkahası. Sesine tahammül edemedi. “Sus sesim sus” yazdı diğer koluna diş macunundan arta kalan tortularla.

Kitapları tutkallı suya bıraktı yırtıp sayfalarını. Dünya yazarlarından apayrı görünen o kitaplar insanlığın ortak acısı dışında onun banyosunda, onun küvetinde tekrar tek bir bedene büründüler tutkallı su sayesinde. Önce cümleler dolandı birbirine, ardından kelimeler kucaklaştı, en sonunda harfler seviştiler. Hamile kaldı bazıları, ortak bir halat doğurdular. Onun boynuna geçecek bir halat, onun boyunu aşacak bir halat…
***

“Son kez soruyorum, neden öldürdün onu?!”
“Dayanamadım” dedi “daha fazla okumaya…”


Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak Gerekli yerler yıldız ile gösterilmiştir *

Paylaş


Oynat Kapak Parça Adı
Parça Yazarları