Graves With No Names

Yazan: Zeynep Sina Ersan // Tarih:


Bira bardağını sertçe vurmasıyla ziyan oldu birkaç damla. Yalan oldu birazcık gençliği ve hatırlanmamış olarak kaldı geçmişinde bıraktı tüm hüzünlü olay silsileleri. Harap oldu tüm umutları insanlığa dair ya da yarım kaldı duygular. Masaya bir yüzlük, kendisini soğuk ıslak sokağa…

Adımlarını sürüdü. Süründü, sürünerek tepti bunca yılı nefes aldığı. Tanıdık kaldırım taşları, her gün basıp geçtiği, on binlerin basıp geçtiği kafalarında yüz binlerce soru… Neler saklıyorlardı bünyelerinde grimsi kırmızı-lacivert bu kilit taşları? Bilinmezlik. Dünyanın olanca yükü kaldırımlarda…

Eski püskü tahta bir kapının önünde durdu. Baktı, baktı ve önüne çöküp sigarasını yaktı. Bazen doğru anahtarlar açamazlardı bu eyleme oldukça uzak bir kapıyı, bazı sokaklardan çıkamazdın, bazılarına ise hiç giremezdin. Zaman-mekan dokusunun çelişkileri, boynu bükük bir uzay yolcusu ve de düşünceleri…
O gece hiç dönmemek üzere ayrıldı dünyadan derin bir uykuyla…

***

“Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?”

Devam etti ve usulca bitirdi tek kişilik salonunda oynadığı tiradını Hamlet’in. Selam verdi ve indi sahnesinden boynuna geçirilmiş bir ip ile. Boyunu geçmiş toplum yargıları, benlik kayıpları ve antidepresanlar ile… Boynuna geçirilmiş, yıllardır taşıdığı oldukça eski bir kolye taşıdığı antika bir aşk ile… Boyunu geçmiş yaşı ile, yaşadıkları ile, daha çok yaşattıklarının ağırlığı ile…

***

Kolay olandı yazmak insanlığın uçlara ittiği karakterler yaratıp sonlarını yazmak, adeta düz bir dünyadaymışçasına itmek boşluğun acımasız, radyoaktif ve soğuk dokusuna. Zor olandı varlığını anlamlandırmayı başarabilmek, kaygılarını bir toz gibi silkeleyip atmak ceketinin omzundan, tuzruhuyla arındırmak bilinçaltına ittiğin en karanlık yaşantıları…

Zordu aynaya her baktığını geçmişini gördüğünü bilmek, ışığın bile yol alışında geçen o mikroskobik zamanın varlığını hissetmek zordu. Kabullenmek yerçekimini, kabullenmek kafanın ayaklarından daha yaşlı olduğu gerçeğini, bunun altında yatan muazzam imgeyi, bunu imgelemeyi, imgeleyip bir şiire aktarmayı düşünmek zordu. Doğa insanların onu harap ve bitap bırakmasına karşın sadece o trajikomik yasalarıyla cevap veriyordu. En temel evrim yasası, güçlü olan hayatta kalır! Güçlü olabilmek zordu ve de şüphesiz tüm bu kara mizaha gülüp geçebilmek…

İnsanlar yarattı ve insanlar öldürdü parmaklarının ucuyla; içi tozlu, şeridi tükenmeye yakın, kendinden oldukça yaşlı bir daktiloda… Ve vuracaktı bu sefer ucundaki çivilerle aynı daktilonun tuşları her basışta kafatasına, kafatasında kimsenin görmediği tenhalara; son şiirini yazdıkça…


Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak Gerekli yerler yıldız ile gösterilmiştir *

Oynat Kapak Parça Adı
Parça Yazarları