KARADELİK ÇIKMAZINDA YELKENİ KIRIK GEMİ II

Yazan: Zeynep Sina Ersan // Tarih:


Sahnelediğimiz bu skeçte kahrımı çeken herkese…

-SAHNE 3-
HAYRETTİN, UZAY’IN KOLUNA GİRMİŞ BİÇİMDE SAHNEYE GİRERLER.
Uzay: Abi, emin misin orada olacağından?
Hayrettin: Tabi oğlum, içime doğdu! (Övünerek) 6. ‘issim kuvvetlidir benim. Bak buraya yazıyorum (Havaya yazar) kız orada değilse bana da ‘ayrettin demesinler.
Uzay(sırıtarak): Abi sana zaten ‘ayrettin demiyorlar Hayrettin diyorlar.
HAYRETTİN, UZAY’IN KAFASINA ŞAKADAN VURUR.
Hayrettin: ‘a bu arada benim şu kita—
UZAY, AYNI BANKTA KİTAP OKUYAN ELİS’İ GÖRMENİN HEYECANI VE MUTLULUĞUYLA HAYRETTİN’İN SÖZÜNÜ KESER.
Uzay: Abi o! Harbiden o! Yaşşşa be Hayrettin abi!
HAYRETTİN’İ YANAĞINDAN ÖPEREK ELİS’İN YANINA KOŞAR. HAYRETTİN “BU DEFA DA OLMADI” GİBİSİNDEN BAŞINI SALLAYARAK SAHNEDEN ÇIKAR.
UZAY HEYECANLIDIR. SELAM VERMEK İÇİN ELİNİ KALDIRIR, VAZGEÇİP GERİ İNDİRİR.
Uzay(Kekeleyerek): Me-merhaba
ELİS KİTAPTAN BAŞINI KALDIRIR. SAHNENİN BAŞINDAN BERİ OLAN HÜZNÜNÜ TOPARLAYARAK NEŞELİ KONUŞMAYA ÇALIŞIR. İKİNCİ KELİME İLE BUNU BAŞARIR.
Elis(Biraz buruk): Hey, (toparlanır) hoş geldin!
UZAY GÜLÜMSER VE OTURUR. ELİS KİTABI ÇANTASINA KOYAR.
Uzay: Seni burada görmeyi ummuyordum çok.
Elis (Muzırca gülümser): Sevinmedin sanırım.
Uzay: Yo, hayır aksine, mutlu oldum. Çok gelir misin? Yani buralara?
Elis: Öyle arada bir gelip kitap falan okurum.
Uzay: Okyanusa ne zaman kavuşturacaksın? Yani gemileri?
Elis: Kutu ne zaman dolarsa.
Uzay: Belki de birlikte bırakırız
Elis: Neden olmasın? İki dostun dertleri de yol boyu hoşbeş eder hem.
GÜLÜMSERLER.
IŞIKLAR SÖNER. SAHNE BİTER.

-SAHNE 4-
SAHNEDE İKİ AYRI IŞIK VARDIR. SAHNENİN BİR TARAFINDA MİNA’NIN KLİNİĞİ DİĞER TARAFTA HAYRETTİN’İN KAFESİ GÖRÜNÜR.
MİNA KLİNİĞİNDEKİ OFİSİNDE ÇALIŞMA MASASINA OTURMUŞ, SES KAYIT CİHAZINI KULLANMAKTADIR.
HAYRETTİN’İN KAFESİNDE HAYRETTİN VE HAYATİ KONUŞMAKTADIR BİR MASADA.
Mina: Deneğin zaten depresif olan ruh halinin, üzerindeki baskı arttıkça yoğunlaştığı gözlemlenmiştir. Ama deneğin tesadüf ederi karşılaştığı genç bir kız, onun depresif ruh halini hafifletmiş, pozitifleşmesine neden olmuş ve kimyasalların etki mekanizmasını zayıflatmıştır.
Hayrettin: Ya işte böyle ‘ayat. Sonuçta benim kitabın basılması Uzay’a kaldı. Biraz daha uğraşırsam ikna olacak gibi sanki fakat ruh hali belli olmuyor ki ‘erifin!
Mina: Deneğin pozitif ruh hali devam eder ve endorfin salınımı durmazsa enjekte edilen kimyasallar etkisini göstermeyecek; dolayısıyla deney başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Hayrettin: Anlayacağın, benim kitabı basabilecek tek yayınevinin sahibi Uzay olmasa etrafında bile olmam. ‘içbir yayınevi kitabı basmayı kabul etmeyince mecbur kaldık işte.
Mina: Denet bitmeye bu kadar yakınken endorfin salınımı her şeyi mahvedeceğinden geriye yapılacak tek bir şey kalıyor: Bu tesadüf eseri çalışmamın ortasında beliren iyilik timsali genç kızı yine tesadüf eseri geldiği yere geri göndermek…
IŞIKLAR SÖNER. SAHNE BİTER.

-SAHNE 5-
UZAY YAŞLANMIŞTIR.
UZAY VE ELİS SEYİRCİLERİN ÖNÜNDEN KONUŞARAK YÜRÜMEKTEDİRLER.
Uzay: Gözlerindeki ağırlık neden, dostum?
Elim: Korkunç teoriler, cinayet sahneleri, mezar taşları donatmış durumda düşlerimi.
Uzay: Ah rüyalar… Freud’un dediği gibi bilinç dışına atılmış imgelemler mi yoksa paralel evrenden gelen haberler mi?
Elis: Benimkilerin daha çok bu gerçekliğin acımasız parçaları olduğunu kabul edersek Freud’a katılmak durumundayım dostum.
O SIRADA TERS TARAFTAN YÜRÜYEN BİR ADAM ELİS’E ÇARPAR, ADAM ELİS’İ GÖRMEMEKTEDİR ÇÜNKÜ ELİS YOKTUR. ÖZÜR DİLEMEYEN ADAMA UZAY SİNİRLENİR.
Uzay: Bir özür dileseydiniz!
Adam: Anlamadım, kimden?
Uzay: Kıza çarptınız ya hani, bir özür dileseydiniz!
Adam: Beyefendi kimseye çarpmadım ben. (Kendi kendine söylenerek yürür) Deli midir nedir?
UZAY ŞAŞIRMIŞTIR. ELİS UZAY’I KOLUNDAN TUTAR.
Elis: Gel, hadi.
YÜRÜMEYE BAŞLARLAR.
Elis: Sana vermek istediğim bir şey var.
ELİS KİTABI(HAKAN GÜNDAY-KİNYAS VE KAYRA) UZATIR.
Uzay: Bu nedir?
Elis: Bitirdiğinde konuşuruz.
ÇIKARLAR. SAHNE BİTER.

-SAHNE 6-
DEKOR: UZAY’IN EVİ. BİR BERJER, KOLTUK, BERJERİN ÖNÜNDE ÜSTÜNDE ELMA SUYU VE KASE DOLUSU KRAKER OLAN SEHPA, ARKADA KİTAPLIK VE AYNA.
UZAY ELİS’İN VERDİĞİ KİTABIN SON KISMINI SESLİ OKUR. AYNAYA GİDER. SURATINI İNCELER. DAHA SONRA ELİS’i ARAR. BU ESNADA KİTAPLIKTAN İLAÇ KUTUSU ALIP SEHPAYA KOYAR. BERJERE OTURUR.
ELİS ANAHTARLA KAPIYI AÇIP İÇERİ GİRER.
Elis: Ne oldu dostum?
Uzay: Bu kitabı bana neden verdin?
Elis başını öne eğer.
Uzay: İnanmamı bekleme.
Elis: Gerçeklerden kaçma Uzay. Daha fazla…
Uzay: Kanıtlayamazsın!
ELİS UZAY’I AYNANIN ÖNÜNE GÖTÜRÜR.
Elis: Sence de bir yanlışlık yok mu? Geçen 2 yıl senden bunca şey götürmüşken, benden bir şey almadı. Yani canlı hücreler dışında…
Uzay: Kremler, kozmetik ürünleri… Siz hanımlar hep genç kalmaz mısınız?
Elis: Medyanın dayattığı güzellik algısına katlanamadığımı biliyorsun.
Uzay: Hayır… Bu… Olsaydı gemilerde yazardı! Hem eğer olduysa gemiler ne olacak?
ELİS KUTUYU ALIR. UZAYLA KANEPEYE OTURURLAR. ELİS KUTUYU KARIŞTIRARAK BİRKAÇ SİYAH TONLARINDA GEMİ ÇIKARIR. BU ESNADA;
Elis: Gemilerin kaderi senin ellerinde şimdi.
UZAY’A UZATIR. UZAY İLKİNİ AÇIP OKUR(İÇİNDEN OKUR. BURADA ÖNCEDEN SESLENDİRİLMİŞ KAYIT GİRER)
“ 9 Ocak 2014.
Gitti. Gemilerini ulaştırmak istediği suya kendi ulaştı. Hegel’in ırmağında yalnızca bir damla, ama benim ırmağımın ulaşmak istediği son nokta.”
“10 Ocak 2014
Bu acıya dayanamayacağımdan cenazeye katılmadım. Zaten törenlerden hoşlanmazdı.”
“14 Ocak 2014
Parkta otururken, Elis’i gördüm. Yanıma geldi.”
Elis: Uzay, kabullenmen gerek. Bırak düşeyim. Sana söz düştüğüm yer öyle açık öyle seçik olacak ki, başucumda bir sen, bir de evren…
Uzay: Beni Can Yücel’le kandıramazsın dostum!
UZAY SAKİNCE KALKAR, AĞLAMAKLIDIR.
BERJERE OTURUR. ELİS ANLAR. GÖZLERİ DOLAR.
Elis(Suçlulukla): Sana can simidi olmalıyken kendi sularımda boğuldum. Ama Uzay, şimdi düşünüyorum da sen yüzebiliyorsun.
Uzay: Kulaç atmaktan yoruldum.
HAPLARI ELİNE ELIR.
MÜZİK GİRER.
IŞIKLAR SÖNER. OYUN BİTER.


Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak Gerekli yerler yıldız ile gösterilmiştir *

Oynat Kapak Parça Adı
Parça Yazarları