six feet under

Yazan: Gizem Demirel // Tarih:


 

Ölümle yaşamı ayıran bir çizginin üzerinde öyle güzel konumlandırılmış ki dizi, son bölümlerini yavaş yavaş izledim bitmesin diye.

Dizi cenaze işleriyle ilgilenen bir ailenin yaşamını konu alıyor. Ölen insanları son kez iyi göstermek onların işi. Kafası ortadan ikiye ayrılmış birini “iyi hatırlamak” adına türlü makyaj malzemeleriyle ayrılmamış gibi gösterebilirler. Hatta bunların reklamını bile yapıyorlar.

Her şey ailenin babasının trafik kazasında hayatını kaybetmesiyle başlıyor ve bu işi devam ettirmek istemeyen Nate’in evde kalmak zorunda hissetmesiyle devam ediyor. Babalarından kalan bu işi iki kardeş ortak bir şekilde üstleniyorlar.

Her bölüm bir ölümle başlıyor. Bazen uçaktan düşen bir parça, bazen ayak kayması, bazen sadece kalp krizi. Unutmak istediğimiz şeyi gözümüze sokarcasına, “anlık” yaşadığımızı hatırlatmak istercesine çekilmiş sanki dizi. Bazen eşimizi, bazen komşumuzu, bazen arkadaşımızı kaybetmiş gibi hissediyoruz izlerken. Etkisinden çıkmak çook uzun sürüyor.

Oldukça monoton aslında ama on dakikalık finalde karşına ne çıkacağını, nasıl seni dünyadan koparacağını bilsen hiç ara vermeden finale kadar izlersin. Ben ayda bir izlemeyi alışkanlık haline getirdim, Sia şarkısı da verilince arkadan “Ah, nasıl da boşuna yaşıyoruz.” diyorum her seferinde.

Dizinin final bölümü “en güzel finallerden” seçilmiş bir dergide. Tüm bölümlerin üzerine böylesine harika final herkesi dağıtıyor, mahvoluyoruz adeta. Hatta ekşi sözlükte “six feet under son on dakikası” diye başlık var, insanların üzerinde nasıl bir etki bırakıyor, sen düşün.

“You can’t take a picture of this. It’s already gone.”


Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak Gerekli yerler yıldız ile gösterilmiştir *

Oynat Kapak Parça Adı
Parça Yazarları